Artık büyük olma değil, dayanıklı olma zamanı
- Levent ÖZKUŞCU
- 10 Kas
- 2 dakikada okunur
Pandemi döneminde lojistik sektörü adeta altın çağını yaşadı. Navlunlar uçtu, araç bulmak zorlaştı, iş hacmi katlandı. Birçok firma bu büyümeyi sürdürülebilir sandı. Filolar genişledi, yeni araçlar alındı, krediyle büyüme normalleşti.
Ama 2025’e geldiğimizde tablo değişti.
Avrupa’da imalat PMI verileri 50 puanın altında kalmaya devam etti. Talep daraldı. İhracat yükleri azaldı. Türk ihracatçılarımız artık bir değil 40’tan fazla firmadan teklif almaya başladı. Navlunlar düşerken, sabit maliyetleri artan firmalarımız nefes almakta zorlanıyor.
Eurostat ve Upply verilerine göre bu dönüşüm artık rakamlara da yansımış durumdadır.
2024 itibarıyla Almanya karayolu taşımalarında %-2,7 daraldı,
Polonya %-3,5 geriledi,
Buna karşılık İtalya % +6,6, İspanya % +2,6 büyüme kaydetti.
En dikkat çekici artış ise Çekya’da % +8,5, Litvanya’da % +5.
Yani Avrupa taşımacılığında kuzey ve batı küçülürken, güney ve doğu büyüyor.
2019–2024 arasında;
Polonya ve Almanya pazar payı kaybederken,
İtalya, Çekya ve Romanya gibi ülkeler kapasiteyi hızla artırdı.
Bu tablo rekabetin yön değiştirdiğini gösteriyor.
Batı Avrupa’daki maliyet yüksekliği Doğu Avrupa taşımacılarının elini güçlendiriyor.
Türkiye tarafında tablo farklı değil.
Resmi olarak dalgalı kur rejimindeyiz ama piyasada kur baskısı belirgin. Bu durum lojistikte çifte etki yaratıyor.
Dövizle geliri elde eden firmalar TL maliyetlerindeki artış yüzünden avantajını kaybediyor; araç, lastik, yedek parça, sigorta gibi kalemlerin maliyetleri kontrolsüzce büyüyor.
Üstelik Türkiye’nin Avrupa’ya yaptığı ihracatta karşılaştığı rekabet artık yalnızca fiyat odaklı değil. Doğu Avrupa taşımacıları euro bazlı maliyet yapısıyla avantaj sağlarken, Türk firmaları kur baskısı nedeniyle döviz gelirini tam olarak TL’ye çeviremiyor.
Kısacası pandemi döneminde “hacim”in kazandırdığı yerde bugün “verimlilik” hayatta tutuyor. Bu yeni dönemin adı:
Sermaye Verimliliği Çağı
Artık mesele filonun büyüklüğü değil, her aracın karlılığı, her hattın doluluğu, her kilometrenin değeri. Eurostat verileri de bunu doğruluyor!
2019-2024 arasında Avrupa genelinde toplam karayolu taşımacılığı büyürken,
ortalama taşıma başına gelir oranı %10’un üzerinde eridi.
Bu tablo hepimize açık bir mesaj veriyor
“Dayanıklılık, ölçekten daha stratejik bir yetenek haline geldi.”
Bundan sonrası için yön belli
Hat bazlı karlılık analizi yapılmalı.
Boş dönüşler minimize edilmeli.
Dijital kapasite yönetimi zorunlu hale gelmeli.
Kur riski yönetimi finansal disiplinin parçası olmalı.
Fiyat kırmak değil, değer üretmek rekabet avantajı haline gelmeli.
Ben bu dönemi sektörde doğal bir seçici konsolidasyon evresi olarak görüyorum. Krediyle değil akılla büyüyenler, sadece araç değil sistem yönetenler, dijitalleşme ve verimlilikle güçlenenler ayakta kalacak.
Lojistik sektörü bir kez daha bize şunu hatırlatıyor.
Krizler büyüklüğü değil, yönetme biçimini test eder.












Yorumlar